Kategori arşivi: Sağlıklı Yaşam

Sağlığınızı nasıl koruyabilirsiniz, hastalıklar, hastalıkların belirtileri, alternatif tıp, ilaç kullanımları, tıptaki gelişmeler, kadın sağlığı, çocuk sağlığı, erkek sağlığı, Sağlık alanından en son araştırmalar, sağlıklı yaşam için gereklilikler, diyetler, beslenme şekilleri, hastalıklar ve yeni tedavi yöntemleri hakkında güncel gelişmeler…

Anemi Nedir? Anemi Belirtileri Nelerdir? Anemiye Ne İyi Gelir?

Sağlık güncel haber olarak bu yazımızda sizleri için anemiyi araştırdık. Anemi Nedir? Anemi Belirtileri Nelerdir? Anemiye Ne İyi Gelir?

Özellikle kadınlarda ve çocuklarda yaygın olarak görülen anemi, vücudunuzun yeterince kırmızı kan hücresi üretmediği bir kan hastalığıdır. Yaşamın herhangi bir döneminde çocukları, kadınları ve erkekleri yaygın olarak etkiler. Dünyada 1,6 milyardan fazla insan anemiden etkileniyor. Kadınlar ve kronik hastalıkları olan hastalarda aneminin gelişme riski daha yüksek oluyor.

Anemi nedir?

Anemi, tüm vücut dokularına oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin eksikliği durumudur ve düşük kırmızı kan hücresi sayısı, kanınızdaki oksijen seviyesinin normal seviyelere göre düşük olduğunu gösterir. Hafif ila şiddetli olabilir. Aneminin şiddeti hemoglobin düzeyine bağlıdır. Hemoglobin, oksijeni akciğerlerden vücudun diğer bölgelerine taşıyan kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir proteindir. Hemoglobin oluşumu demir gerektirir, bu nedenle anemisi olan kişilerin çoğunda demir esikliği sıkıntısı vardır.

Sebepleri ve tedavileri ile çeşitli  türleri vardır. Anemi, hemoglobin düzeyine göre hafif ila şiddetli olabilir, ancak beslenmenizi iyileştirerek bu durumu önleyebilirsiniz.

Aneminin nedenleri nelerdir?

Temel nedenlerin başında beslenmede yetersizlik olmak üzere birçok koşul anemiye yol açar. Aneminin yaygın nedenleri şunlardır:

Zayıf beslenme
Hamileliğe bağlı anemi
Yığınlar, ülserler gibi aktif kanama
Kanser, böbrek hastalıkları gibi kronik hastalıklar
Genetik sorunlar
ilaca bağlı anemi

Anemi türleri nelerdir?

1.Demir eksikliği anemisi; Genellikle kadınları erkeklerden daha fazla etkileyen ve hamilelik sırasında daha sık görülen yaygın anemi türlerinden biridir. Bu anemide vücudunuz, kanınızdan vücudunuzun tüm bölgelerine oksijen taşımak için yeterli demire sahip değildir. Demir eksikliği anemisinin belirtileri şunlar olabilir:

Yorgunluk ve halsizlik,
Baş dönmesi,
Artan kalp atışları,
Soluk cilt,
Çamur, kurşun kalem gibi garip yemek istekleri,
Saç dökülmesi,
Dil şişmesi.

2.Aplastik anemi; Bu anemide, vücudunuz hasarlı kemik iliği nedeniyle yeterli kırmızı kan hücresi üretemez.

3.Hemolitik anemi; Vücudunuzun kendisi kırmızı kan hücrelerine zarar verdiğinde bu anemi oluşur.

4.Pernisiyöz anemi; B12 vitamini eksikliği nedeniyle pernisiyöz anemi oluşur.

5.Normositik anemi; Bu anemi, daha az sayıda kırmızı kan hücresi olduğunda ortaya çıkar.

6.Orak hücre anemisi; Bu, kırmızı kan hücrelerinizi etkileyen genetik bir bozukluktur.

Anemi belirtileri nelerdir?

Hafif aneminiz varsa, çok fazla semptomunuz olmayabilir. İşaret ve semptomlar, vücuttaki hemoglobinin nedenine ve düzeyine bağlıdır. Bazı anemi belirtileri ve semptomları şunlardır:

Yorgunluk ve zayıflık
Nefes darlığı
Baş ağrısı
Göğüs ağrısı
Baş dönmesi
Artan veya düzensiz kalp atışları
Soluk cilt, soluk tırnaklar ve mukoza zarı
Sindirilemeyen öğeler için özlem

Anemi tedavisi nedir?

Aneminin tedavisi altta yatan nedene bağlıdır. Aneminin tipine ve şiddetine göre birçok tedavi seçeneği vardır. Demir veya B12 vitamini eksikliği anemisinde sağlıklı yiyecekler yemeniz ve bazen de besin takviyelerine ihtiyacınız olur. Diğer bazı durumlarda, anemi şiddetliyse ve bir patolojiden kaynaklanıyorsa, doktorlar anemiyi tedavi etmek için Eritropoietin enjeksiyonları, hormonal ilaçlar veya bazı antibiyotikler gibi bazı ilaçlar ve enjeksiyonlar kullanmanızı isteyebilir. Diğer anemi türleri, kan kaybını durdurmak veya kan nakli için ameliyat gibi yoğun tedavi gerektirebilir.

Anemi hastasıysanız nasıl beslenmelisiniz?

Herhangi bir anemi belirtisi yaşadığınızı düşünüyorsanız ilk önce bir doktora gitmelisiniz. Ancak kendi başınıza yapabileceğiniz şeyler vardır, özellikle beslenmenizi düzene sokmalısınız. En iyi diyet planı, demir ve diğer vitaminler açısından zengin yiyecekleri tüketmelisiniz. Burada anemi ile başa çıkmanıza yardımcı
olabilecek bazı temel yiyecekleri listeledik.

1. Yeşil yapraklı sebzeler:

Yeşil, koyu sebzeler en iyi demir kaynağıdır.

Ispanak
Kara lahana
Pancar yaprakları
Maydanoz, nane,
Roka, brokoli,
C vitamini demir emilimini artırabileceğinden bu yeşil sebzeleri yerken portakal gibi C vitamini açısından zengin besinler tüketebilirsiniz.

2. Kabuklu yemişler ve tohumlar

Kabuklu yemişler ve tohumlar, muazzam miktarda demir içeren besleyici olarak yoğun gıdalardır. Aynı miktarda demire sahip oldukları için çiğ veya kavrulmuş olarak yiyebilirsiniz. Bunları atıştırmalık olarak yiyebilir veya salatalarınıza ekleyebilirsiniz.

Kaju
Fıstık
Kabak çekirdeği
Ay çekirdeği
Kenevir tohumu
Ceviz,badem

3. Yağsız et ve kümes hayvanları

Yağsız et ve tavuk göğsü, önerilen dozun neredeyse %22’si kadar yüksek miktarda demir içerir. Demir emilimini artırmak için ıspanak, domates ve kırmızı biber gibi C vitamini açısından zengin sebzelerle birlikte tüketilmelidir.

4. Deniz ürünleri

İstiridye gibi deniz ürünleri, aneminiz varsa diyetinizi tamamlamanın en iyi yollarından biridir. Balıkların çoğu demir içerir, özellikle istiridye ve yengeç gibi kabuklu deniz ürünleri.

Taze veya konserve ton balığı
Orkinos
Taze veya konserve somon
Sardalya

5. Kuru bakliyatlar

Fasulye, vejetaryenler için en ucuz ve en iyi demir kaynağıdır. Demir açısından zengin bazı bakliyatlar:

Nohut
Fasulye
soya fasulyesi
Kara fasulye
Bezelye
Mercimek
Barbunya

Anemi, hafif ila şiddetli bir kan bozukluğu hastalığıdır, ancak önlenebilir. Besleyici yiyecekler tüketerek anemi hastalığından kaçınabilirsiniz. Ancak unutmayın, tek başına yemek kansızlığı tedavi etmez; yeşil yapraklı sebzeler, tohumlar, kuruyemişler, deniz ürünleri, et ve C vitamini açısından zengin gıdalar gibi
genel olarak sağlıklı bir diyet ve doktorunuzun vereceği takviyelerle tamamen kurtulmanız mümkün olabilir.

Saç Ekiminde Ölümün Ardından Yanlış Tedavi İddiası

İtalya’dan Türkiye’ye saç ektirmek için gelen kuaför İbrahim Gül, saç ekimi sırasında hayatını kaybetti. Şüpheli ölüm iddiasının ardından Gül’ün operasyonunu gerçekleştiren doktor ifadesi alınmak üzere polis ekiplerince gözaltına alındı. Gül’ün ölümünden sorumlu tutulan şüpheli doktor  polise verdiği ilk ifadesinde ise “Saç ekimine başladıktan sonra fenalaşıp kalp krizi geçirdi” dediği öğrenildi.

Alınan son dakika bilgisine göre gözaltına alınan doktor tutuklandı.

3 yıl önce İtalya’ya yerleşen 28 yaşındaki İbrahim Gül, saç ekimi için 3 gün önce Türkiye’ye geldi. Operasyon için Bağcılar Barbaros Mahallesi’ndeki özel hastanede bıçak altına yattı ancak bir daha da kalkamadı. İddiaya göre Gül’ün eşini arayan hastane yetkilileri, kalp krizi geçirdiğini ileri sürdükleri İbrahim Gül’ün yaşamını yitirdiğini söyledi. Acı haberin ardından Gül’ün yakını Dilek Özbek soluğu hastanede aldı. Morgta yatan Gül’ün kefeninde kan gören Özbek ise şok ölümde hatalı cerrahi müdahale olduğunu iddia etti. Gül’ün kesin ölüm nedeni, Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek haberin ardından gün yüzüne çıkacak.

Gül’ün dayısı Ahmet Yiğit ise, “Dün sabah 8’de ameliyata alınıyor. Operasyonun 6 saat süreceği söyleniyor. Kalp krizi geçirdiği söyleniyor, anjiyo yaptık, stent taktık diyorlar. Saç mı ektiniz, ameliyat mı yaptınız, stent mi taktınız? Her şey muallakta. 28 yaşında sapasağlam çocuktu” dedi. İbrahim Gül’ün ağabeyi Ramazan Gül de, “İbrahim gayet sağlıklıydı, hiçbir problemi yoktu. Kalp krizi geçirdiğine inanmıyorum, yanlış bir tedavi yapıldığını düşünüyorum” iddiasında bulundu.

PCR testi nerede yapılır?

PCR testi zorunluluğu başladı. Aşı olmayan işçiler haftada bir, öğretmenler, eğitim görevlileri, okul çalışanları haftada iki kez PCR testi yaptırmak zorunda. Aynı şekilde aşı olmayan kişiler için şehirler arası otobüs yolculuklarında, uçak yolculuklarında negatif test sonucu istenecek. Peki, PCR testi ücretli mi?  PCR testi nerede yapılır?

PCR testi ücretli mi?

PCR testi şu an için devlet hastanelerinde ücretsiz bir şekilde yapılıyor. Belirti göstermeyen kişiler test yaptırmak istediklerinde ise özel hastanelerde 100 TL ile 250 TL arasında değişen bir ücret talep ediliyor.

PCR testi nerede yapılır Ankara

Ankara ücretsiz pcr testi devlet hastanelerinde yapılmaktadır.

Ankara Şehir Hastanesi – Bilkent

Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Dışkapı

Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Etlik

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Ulucanlar

ANKARA GAZİ MUSTAFA KEMAL DEVLET HASTANESİ -Beşevler

29 Mayıs Devlet Hastanesi- Dikmen

Ankara ücretli pcr testi özel hastanelerde yapılmaktadır.

Koru Hastanesi Çankaya / Sincan

Özel Mim Hastanesi   Çankaya

Memorial Hastanesi Balgat

Medical Park Hastanesi  Batıkent

 

PCR testi nerede yapılır İstanbul

İstanbul ücretsiz pcr testi devlet hastanelerinde yapılmaktadır.

Başakşehir Şehir Hastanesi

KARTAL LÜTFİ KIRDAR EAH

FATİH SULTAN MEHMET EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

AVCILAR MURAT KÖLLÜK DEVLET HASTANESİ

BAĞCILAR EĞİTİM ARAŞTIRMA VE HASTANESİ

İstanbul ücretli pcr testi özel hastanelerde yapılmaktadır.

Acıbadem Hastanesi
Biruni Üniversite Hastanesi

Okullar açılırken ‘el, ayak, ağız hastalığı’na dikkat!

El, ayak ve ağız hastalığı her yıl özellikle ilkbahar ile sonbahar başı arasında görülüyor. Okulların açılmas ile çocukları tehdit eden hastalıkların başında geliyor. Belirtiler ağızda veya ağız çevresinde yaralar; ellerde, ayaklarda, bacaklarda ya da kalçalarda döküntü ve kabarcıklar şeklinde kendini gösteriyor.

El ayak ağız hastalığı neden olur?

El, ayak, ağız hastalığı el hijyeninin yetersiz olduğu okul ve kreş gibi ortamlarda daha sık görülüyor. Bu dönemlerde çocukların sıvı alımına dikkat edilmesi ve hasta çocuğun diğer çocuklarla temastan kaçınması gerekiyor. Çocuklar hastalığı taşıyan biriyle temas ettiklerinde ya da virüsle enfekte olmuş oyuncak, kitap, defter gibi bir nesneye dokunduğunda etken virüsü kapabilmektedir. Virüs yaz aylarında ve sonbaharda kolayca yayılma eğilimi gösterir.

El ayak ağız hastalığı belirtileri nelerdir?

El, ayak ve ağız hastalığı özellikle 10 yaş altı çocuklarda görülen, bulaşıcı bir hastalıktır ve yüksek ateş, bademcikte kızarıklık, ağız içinde aft ve ciltte döküntü şeklinde kendini belli eder. Ateş, boğaz ağrısı, iştahsızlık, halsizlik bulguları ile birlikte ağız içerisinde ve ağız çevresinde, avuç içi ve ayak tabanında görülen döküntüler ile karakterize bir klinik tablodur. Dizler, dirsekler ve kalçalarda da döküntüler ya da yaralar ortaya çıkabilir. Virüs hastalığı olduğu için antibiyotik tedavisi etkili değildir. Hastalık 7 ile 10 gün içinde kendiliğinden geçer. Hastalanan çocuğun bu süre içinde başkalarıyla yakın temasta olmaması çok önemlidir. Korunmak için en iyi yöntem hijyendir.

El ayak ağız hastalığı tedavisi nasıl yapılır?

Hastalığı geçirecek bir tedavi ya da aşı bulunmuyor. Doktorun önerdiği kaşıntı giderici losyonlar ve boğaz ağrısı için spreyler verilebiliyor. Hasta çocukların yumuşak gıdalarla (çorba ve yoğurt gibi) beslenmesi, bol sıvı alması ve istirahat etmesi gerekiyor. El ayak ağız hastalığında çocukların rahatlamasını sağlayan yoğurt gibi boğaz ağrısını yatıştırıcı besinler vaya buzlu şeker gibi soğuk yiyecekler iyileşme sağlayabilir. Kızarıklık ve kabarcıklara hindistan cevizi yağı uygulamak da iyileşmeyi hızlandırabilir. Hasta çocuğukların yumuşak gıdalarla beslenmesi, bol sıvı alması ve istirahat etmesi gerekiyor. Hafif sabunlu ve ılık suyla duş alınabiliyor.

Çocuğunuz hasta olduysa lezyonlar koruyuncaya kadar çocuk okula gönderilmemelidir. Hastalık 7 ila 10 gün içinde kendiliğinden geçiyor, el ve ayaklarda sıvı dolu kırmızı kabarcıklar kuruyarak yerini lekeye bırakıyor ve zamanla kayboluyor.

PCR testi zorunlu mu?

Aşı olmayanlar için PCR testi kısa süre önce gündeme gelmişti, konu hakkında Sağlık Bakanından açıklama ve  İçişleri Bakanlığı’ndan genelge geldi. Peki,  PCR testi zorunlu mu?

Sağlık Bakanı Koca, “PCR testi” paylaşımında, “Aşı sürecini aksatmış öğretmenler, okul çalışanları, konser, sinema gibi toplu ortamlarda bulunacaklar ve şehirlerarası seyahate çıkacaklar için 6 Eylül itibarıyla PCR testi gerekli” dedi.

Bakan Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

“Aşı sürecini aksatmış öğretmenler, okul çalışanları, konser, sinema gibi toplu ortamlarda bulunacaklar ve şehirlerarası seyahate çıkacaklar için 6 Eylül itibarıyla PCR testi gerekli. Test Covid-19 sağlık durumu takibi anlamı taşıyor. PCR’dan iyi sonuç alalım. Aşılarımızı olalım.”

PCR TESTİ ZORUNLU MU?

Genelgeye göre başta öğretmenler olmak üzere eğitim personeli, kantin çalışanları ile öğrenci servislerinin şoför ve rehber personeli gibi öğrencilerle bir araya gelecek görevlilerden aşı olmamış ya da daha önce hastalık geçirmemiş olanlardan, haftada iki kez PCR testi ile taranmaları istenecek.

PCR testi sonuçları okul idareleri tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacak.

Aşı süreci tamamlanmayan veya hastalığı geçirmemiş kişilerden, belirli alanlara girişte (okul, sinema, tiyatro, konser vb.) ya da şehirlerarası toplu taşıma araçlarını (uçak, tren, otobüs vb.) kullanma sırasında istenilecek PCR negatif test sonucu 18 yaş ve üzeri vatandaşlar için uygulanacak.

* Aşıya karşı tereddüt içerisinde olan kesimlerin kaygı ve tereddütlerini gidermeye yönelik bilgilendirme ve rehberlik faaliyetlerine ağırlık verilecek. 6 Eylül Pazartesi gününden itibaren aşı süreci tamamlanmayan veya hastalığı geçirmemiş kişiler; konser, sinema ve tiyatro gibi vatandaşların toplu olarak bulunduğu faaliyetlere katılımında ya da uçak, otobüs, tren veya diğer toplu ulaşım araçlarıyla gerçekleştirecekleri şehirlerarası seyahatleri için negatif sonuçlu PCR testinin zorunlu olduğu, yine Milli Eğitim Bakanlığı’nca 24 Ağustos 2021 tarihinde yayımlanan ‘Kovid-19 Salgınında Okullarda Alınması Gereken Önlemler Rehberi’nde öğrencilerle bir araya gelmesi zorunlu olan aşı olmamış öğretmen ve okul çalışanlarından haftada iki kez PCR testi istenilecek.

* Bu çerçevede; başta öğretmenler olmak üzere eğitim personeli, kantin çalışanları ile öğrenci servislerinin şoför ve rehber personeli gibi öğrencilerle bir araya gelecek kişilerin, görevlilerin aşılı, geçirilmiş hastalık durumunda (Kovid-19 hastalığı sonrası bilimsel olarak bağışık kabul edilen süreye göre) olmamaları halinde; bu kişilerden haftada iki kez PCR testi ile taranmaları istenilecek. Sonuçlar okul idaresi tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacak.

* PCR negatif test zorunluluğu istenilen alanlara (okul, sinema, tiyatro, konser vb.) girmek isteyen ya da şehirlerarası toplu taşıma araçlarını (uçak, tren, otobüs vb.) kullanacak olan kişiler; aşılama süreçlerinin tamamlanmış veya hastalığı geçirmiş kişi durumunda olup olmadığını Hayat Eve Sığar (HES) uygulaması üzerinden kontrol ederek PCR negatif test raporu almaları gerekip gerekmediğini öğrenebilecek.

* Aşı süreci tamamlanmayan veya hastalığı geçirmemiş kişilerden, belirli alanlara girişte (okul, sinema, tiyatro, konser vb.) ya da şehirlerarası toplu taşıma araçlarını (uçak, tren, otobüs vb.) kullanma sırasında istenilecek PCR negatif test sonucu 18 yaş ve üzeri vatandaşlar için uygulanacak.

 

Bel Ağrısı Nedenleri ve Tedavisi

Bel ağrısının nedenleri ve tedavisi nedir?Ağrıma, acıma, yanma veya batma şeklinde keskin veya künt  karekterde  olabilir. Yeri bazı durumlarda noktasal olarak belirlenebilirken, bazı durumlarda yaygın tarzdadır ve yeri tam tespit edilemez.

Tanı ve Risk Faktörleri; bel ağrılarını, devamlılık gösterdiği süreye göre iki genel gruba ayırabiliriz. Ağrılar; Altı haftadan kısa süredir var olan bel ağrılarıdır. Ağrısı bir aktivite(ağır kaldırma) ya da travma(düşme, çarpma) sonrası başlayabileceği gibi belirgin bir neden olmadan da ortaya çıkabilir.

Dünyada yapılan araştırmalar insanların %80’inin hayatları boyunca en az bir kezbu sorunu yaşadıklarını ortaya koymuştur. En sık görülen ağrı tipi bel ağrısıdır. Bu durum, fiziksel aktivite( hareket, iş görme) ile artarken, dinlenme ile azalmaktadır. Mekanik bel ağrısı, genellikle bel bölgesi kasları, eklem bağları ve omurilik zarının aşırı zorlanması ya da sinirsel gerginlikler(stres) nedeniyle gelişir.

Bel ağrısı riskin en yüksek olduğu yaşlar 35-55 arasıdır. Hareketsiz, iş ve yaşam düzenine sahip olanlarda, uzun süre araç kullananlarda (şoförler), uzun süre ayakta duranlarda, pozisyon değiştirmeden uzun süre oturanlarda, ağır yük kaldıranlarda risk yüksektir. Sigara tüketimi bel ağrısı riskini artırır. Psikolojik streslilerin, işinden memnun olmayanların bel ağrısına yakalanma riski yüksektir. Boy, kilo, vücut yapısı ile bel ağrısı arasında kuvvetli bir ilişki yoktur. Bununla birlikte çok şişman ve uzun boylularda bel ağrısı riski daha yüksektir. Yüksek riskli sporlarla uğraşanlarda da bel ağrısı daha sık görülmektedir. Kronik Bel Ağrısı; üç aydan uzun süredir var olan bel ağrılarıdır. Bel ağrılarının %90’ı iki ile üç ay içinde iyileşmekle birlikte tekrarlar sıktır. Bel ağrılarının %10’u kronikleşir. Bel ağrısı 45 yaşın altındaki çalışanlarda en yaygın engellilik nedenidir. Bel rahatsızlıklarının nedeni nedir? Günlük yaşamda alacağımız bir takım önlemlerle bel ağrısı riskini azaltabiliriz.

Bel Ağrısı Nedenleri

Yaralanmalar, Bel fıtığı, Stres kırığı ve bel kayması, Lomber Dar kanal, Enfeksiyonlar, Tümörler, Belin zorlanması olarak sayabiliriz.

Bel ağrısına ne iyi gelir?

Kişinin işini ve kişisel yaşamını önemli ölçüde etkileyebilen yaygın bir sağlık sorunudur. Neyse ki, bel ağrısını hafifletmek için evde yapılabilecek birçok uygulama vardır.

Egzersiz, Sıcak ve Soğuk Uygulamalar, Germe Hareketleri yapılabilir.

Nasıl geçer?

Bel ağrısından kurtulmak için çeşitli tamamlayıcı tıp tedavi yöntemleri tercih edilebilir. Bu amaçla kullanılan tedaviler şunları içerir:

Akupunktur: Son derece ince ve sterilize edilmiş iğneleri vücutta bulunan özel noktalara batırarak enerjinin serbest bırakılması prensibine dayanan bir tamamlayıcı tıp yöntemidir.

Spinal manipülasyon: Bu alanda eğitimli personel tarafından yapılan ve omurga hizalanmasını düzeltmek için doğrudan vücuda basınç uygulayarak yapılan bir uygulamadır.

Masaj: Ağrıyan kasları gevşetmek için fizyoterapist tarafından masaj uygulanabilir.

PRP: Kişinin kendi kanından elde edilen trombosit bakımından zengin kan ürünün tedavisi planlanan bölgeye enjekte edilmesi yoluyla uygulanır. Özellikle disk hastalığına bağlı bel ağrılarında etkili sonuçlar elde edilebilir. PRP enjeksiyonları, omurlar arasında bulunan disklerdeki hasarın iyileşmesini hızlandırır.

Proloterapi enjeksiyonları: Proloterapi dekstroz ya da benzeri bir tahriş edici ajan enjekte edilerek vücudun doğal mekanizmaları yoluyla hücre büyümesini ve doku iyileşmesini hızlandırmayı hedefleyen bir tamamlayıcı tıp yöntemidir. Enjeksiyonların etkisini en üst düzeye çıkarmak için proloterapi sıklıkla spinal manipülasyon, egzersiz ve kortikosteroid enjeksiyonları gibi diğer yöntemlerle kombine edilir.

BİYONİK KULAK (KOKLEAR İMPLANT) NEDİR?

Koklear implant veya diğer bir deyişle biyonik kulak; doğuştan hiç işitemeyen çocuklar veya sonradan işitmesini tamamen kaybeden yetişkinlerin iç kulağına ameliyatla yerleştirilen çok hassas ve özellikli bir cihazdır. 1961 yılında ABD’de ilk defa takılmış, yıllar içinde tüm dünyada oldukça yaygınlaşmıştır ve ülkemizde de yaklaşık 25 yıldır başarı ile uygulanmaktadır.

Koklear implant (Biyonik Kualak) nedir ve nasıl çalışır?

Biyonik Kulak iç ve dış olmak üzere 2 ana parçadan oluşur. İç parçanın elektrotlardan oluşan kısmı iç kulak (salyangoz) içine kıvrılarak ve mıknatıs özelliği olan kısmı ise kulak arkası cilt altına yerleştirilir. Dış parça ise hoparlör ve işlemciden oluşur ve klasik işitme cihazlarına benzer. Çalışma mekanizması çok özgündür, dış parça işlemcisi sesi elektrik uyarısına dönüştürür ve bu uyarı elektrot aracılığıyla iç kulağa ve dolayısıyla işitme sinirine ulaştırılır.

Koklear implantın işitme cihazından farkı nedir?

İki cihaz birbirine hem çok benzer hem de çok farklıdır. Her ikisinin de sesi toplayan bir ünitesi vardır. İşitme cihazı sesi istenilen frekanslarda yükselterek dış kulak yoluna yönlendirir; yani esas olarak sesi yükselterek işitmeyi artırır. Koklear implant ise topladığı sesi iç kulağa ve dolayısıyla işitme sinirine elektriksel uyarı olarak gönderir. Bu nedenle sesi daha etkin bir şekilde iç kulağa yönlendirir.

Her işitmeyene Biyonik Kulak takılır mı?

Hayır, sadece uygun endikasyonlu kişilere takılır. İki kulağı da hiç duymayan veya çok ileri derecede işitme kaybı olanlar ve işitme kaybı iç kulaktan kaynaklanan hastalara takılır. En önemli endikasyon doğuştan hiç duymayan çocuklar ve işitmesini sonradan tamamen kaybeden yetişkinlerdir.

İşitmeyen çocuklara koklear implant ne zaman takılır?

Doğuştan işitmesi olmayan çocuklar tespit edilir edilmez işitme rehabilitasyon programına alınır. Yapılan değerlendirmeler ve işitme cihazı uygulamalarını takiben en ideal 1 yaş civarında implant takılır. İmplantın takılmasının geciktirilmemesi çok önemlidir, çünkü beyin işitme merkezinin yeterli ve doğru uyarıları alıp gelişmesi 1-4 yaş arasında gerçekleşmektedir. Bu zaman kaçırılırsa beynin doğru bir şekilde gelişme olasılığı çok azalır ve bu süreden sonra takılan implantın yararlı olma olasılığı çok düşük olur. Doğuştan işitemeyen ve dolayısıyla konuşması hiç gelişmemiş bir yetişkine koklear implant takılmasının hiçbir yararı yoktur, çünkü beyinde işitme merkezi gelişmemiştir.

Türkiye koklear implant programı ne durumdadır?

2004 yılında ülke çapında başlayan yenidoğan işitme tarama programı sayesinde yenidoğan işitme kaybı erken tanı almaya başlamış ve tedavisinde koklear implant etkin bir şekilde kullanılır olmuştur. Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan bu program çerçevesinde tüm Türkiye’de yeni doğan bebeklere işitme testi uygulanmaktadır. Ülkemizde halen yeni doğan bebeklerin %90’ınına ulaşılabilmektedir ve bu oran gelişmiş ülkelerin çok üzerindedir. Yeni doğan bebeklere doğduktan sonraki 3 gün içinde doğumevlerinde/ hastanelerde veya en geç 15 gün sonra otomatik ABR denilen test uygulanmaktadır. Bu test tecrübeli ellerde saniyeler içinde yüksek doğruluk oranı ile gerçekleştirilmektedir. Testten kalan yani işitme problemi tespit edilen bebekler daha ileri test ve değerlendirmeler için referans merkezlerine yönlendirilir

Koklear implant ameliyatı nasıl yapılır?

Ameliyat genel anestezi altında yapılır ve yaklaşık 2-3 saat sürer. Bu ameliyatta, kulak arkasına bir kesi yapılır ve kulağın bulunduğu kemik yapıya ulaşılır. Bundan sonra salyangoz bulunarak içerisine koklear implantın elektrotları yerleştirilir. İmplantın kendisi de derinin altına yerleştirilir. Son olarak kesiler kapatılır. Ameliyatlardan sonra hastalar genelde bir gün hastanede kalır, normal hayatını sürdürmeye geçiş süresi ise 3-5 gün arasındadır.
Ameliyat sonrasında koklear implatın takılan kulak veya kulaklarda hafif baskı veya rahatsızlık, gibi hafif etkiler yaşanabilir. Dikişlerin alınması için bir haftanın sonunda kontrole gelmek gerekir.

İki kulağa da implant takılır mı?

Bu konuya önceleri biraz mesafeli davranılırken son yıllarda gelişmiş ülkelerde, iki kulağa da implant takılması yönünde bir eğilim kuvvetlenmiştir. Bazı koşulları sağlayan hastalara ikinci implantın ücreti SGK tarafından karşılanmaya başlamıştır. Hastanemizde de çok sayıda hastaya iki implant takılmıştır.

İmplant takılan hastalar hemen işitmeye ve konuşmaya başlar mı?

İmplantı başarı ile takılan hastalara 1 ay sonra ayarlamaları yapılıp sesler işittirilir. Koklear implanttan alınan sinyalleri yorumlamayı öğrenmek, zaman ve eğitim gerektirir. Bu aşamadan sonra hastanın bu yeni işitme mekanizmasına alışması ve eğitim süreci başlar; haftalar ve aylar içinde çocuklar kelimelere ve cümlelere başlarlar. Eğitim süreci de başarı ile tamamlanan hastalar normal okullara başlar ve eğitimlerini sürdürürler.

İmplantlı çocuklar ve yetişkinler hayatlarını işitenler gibi sürdürürler mi?

Evet sürdürürler. Zamanında implant takılmış ve iyi eğitim almış, başka bir rahatsızlığı da olmayan çocuklar normal okullara gidip yüksek öğrenim de görüp; doktor, mühendis, avukat, siyasetçi vb olabilirler.

 

Göz Kuruluğu Nasıl Geçer

İnsan vücudunda tüm organların önemi büyüktür fakat gözler dünyaya açılan tek pencere olduğundan daha da büyük önem kazanmaktadır. Gözyaşı gözü koruma özelliğine sahip bir tabakadır. Ve her göz kırpması ve göz hareketi ile gözyaşı tabakası tazelenerek görevine devam etmektedir. Gözyaşı, gözyaşı bezleri sayesinde salgılanan ve vücudun doğal olarak üretmiş olduğu mekanizmalardan birisidir. Göz iki şekilde gözyaşı salgılayabilmektedir. Birincisi temel gözyaşı salgısıdır. Bu gözyaşı çeşidi gözü ıslak tutmak görevini yerine getirir. İkincisi ise refleks olarak oluşan gözyaşı salgısıdır. Bu gözyaşı türü ise duygusal tepkiler ve tahriş ile ortaya çıkmaktadır.

saglikhaberleri.net ‘in yazısına göre, Göz Kuruluğu mutlaka tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlıktır.

Göz Kuruluğu normal olarak salgılanması gereken gözyaşının azalması ve gözyaşının yapılması sonrasında oluşan bir rahatsızlıktır. Mutlaka tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlık olan göz kuruluğu, çevresel faktörlerin etkisi ile ortaya çıkabilmektedir. Belirtileri gözde kaşıntı, gözde batma, gözde yanma, sürekli olarak gözde yabancı cisim hissi, ışığa hassasiyet, gözde kuruluk ve gözde çapak oluşumu ile kendisini göstermektedir.

Göz Kuruluğunu Çoğaltan Etkenler

Sürekli olarak rüzgarda kalmak
Havanın sürekli olarak kuru olması
Yaşam alanlarında kullanılan klimaların çok yoğun çalışması
Kaloriferlerin havayı ısıtması ve nemi bitirmesi
Hava kirliliği
Televizyon, akıllı telefon ve bilgisayar karşısında çok kalmak
Uzun süre uykusuz kalmak
Hamilelik
Bazı romatizma çeşitleri
Yaşın ilerlemesi
Tedavisi için insan yaşantısında yukarıda sayılan faktörleri çıkarttığında tedavi sistemi kendiliğinden gelebilmektedir. Eğer bu yukarıda sayılmış olan faktörler insan yaşantısından çıkmadığı veya azaltılmadığı sürece göz kuruluğu ilerlemeye devam edecektir. Göz kuruluğu rahatsızlığında gözyaşı oluşturmak için uzman göz doktorları tarafından verilen suni gözyaşı damlaları kullanılmalıdır.

Göz Kuruluğu Nasıl Geçer?

Ortam havasının nemlendirilmesi,
Gözlerimizi dinlendirmek,
Beslenmemize dikkat etmek,
İş ortamının düzenlenmesi,
Sigara dumanına maruz kalmamak,
Göz yaşı damlaları damlatmak,
Kirpik dibi temizliği yapmak,
Soğuk buhar makineleri kullanmak,
Rüzgarlı havalarda kenarları kapalı gözlükler,
Bol su tüketmek,
Omega 3 içeren vitaminler tüketmek.

Güneş Çarpması Hayatı Tehdit Ediyor!

Güneş çarpması, genellikle yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalmanın veya fiziksel eforun bir sonucu olarak vücudunuzun aşırı ısınmasının neden olduğu bir durumdur.

 Güneş çarpması nedir?

Güneş çarpması vücut ısısının 40 derece ve üstüne çıkması sonucu meydana gelebilir, en çok yaz aylarında görülür. Güneş çarpması tıbbi bir acil durumdur ve derhal uygun şekilde tedavi edilmezse ölümcül olabilir. Tedavi edilmeyen güneş çarpması beyninize, kalbinize, böbreklerinize ve kaslarınıza hızla zarar verebilir. Tedavi ne kadar uzun süre ertelenirse hasar kötüleşir ve ciddi komplikasyon veya ölüm riskinizi artırır.

 Güneş çarpması belirtileri

  • Yüksek vücut ısısı: Vücut ısısının 40 derece ve üstüne çıkması güneş çarpmasının ana işaretidir.
  • Değişen zihinsel durum veya davranış: Karışıklık, ajitasyon, konuşma bozukluğu, sinirlilik, deliryum, nöbetler ve koma, hepsi sıcak çarpmasından kaynaklanabilir.
  • Terlemede değişiklik: Sıcak havaların neden olduğu sıcak çarpmasında, cildiniz dokunulduğunda sıcak ve kuru hissedecektir. Bununla birlikte, yorucu egzersizin neden olduğu sıcak çarpmasında cildiniz kuru veya hafif nemli olabilir.
  • Mide bulantısı ve kusma: Midenizde rahatsızlık hissedebilir veya kusabilirsiniz.
  • Kızarmış cilt: Vücut ısınız arttıkça cildiniz kızarabilir.
  • Aşırı kalp hızı: Nabzınız önemli ölçüde artabilir, çünkü ısı stresi vücudunuzu soğutmaya yardımcı olmak için kalbinize muazzam bir yük getirir.
  • Baş ağrısı: Başınız zonklayabilir.
  • Bununla birlikte, bazı kişilerde uyarı vermeden aniden ve hızlı bir şekilde sıcak çarpması semptomları gelişebilir.

 Güneş çarpmasına ne iyi gelir?

Güneş çarpması olan kişi soğutularak tedavi edilir. Bir kişinin güneş çarpması yaşadığını düşünüyorsanız, derhal acil servisi arayın.

Acil tedaviyi beklerken aşırı ısınan kişiyi soğutmak için yapabilecekleriniz:

Kişiyi gölgeye veya içeriye alın.
Fazla giysileri çıkarın.
Kişiyi mevcut olan herhangi bir yöntemle soğutun; soğuk suyla dolu bir küvete veya soğuk bir duşa koyun. Bahçe hortumu ile su püskürtün, vantilatör açın veya kişinin baş, boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerine buz paketleri, ıslak havlular koyun.

Güneş çarpması riski en çok kimlerde olur?

Güneş çarpmalarını önlemek, sıcak ve nemli havalarda susuz kalmamak ve şiddetli fiziksel aktivitelerden kaçınmak gerekir. Bebekler, yaşlılar, sporcular ve açık hava çalışanları, sıcak çarpması için en büyük risk altındaki gruplardır.
Bebekleri, çocukları veya hayvanları arabada bırakmak sıcak çarpması riski taşır. Ilıman havalarda bile kapalı bir arabanın içindeki sıcaklık tehlikeli seviyelere ulaşabilir.

Güneş çarpmasını nasıl önleyebilirsiniz ?

Güneş çarpmalarını önlemek için, sıcak ve nemli havalarda susuz kalmamak ve şiddetli fiziksel aktivitelerden kaçınmak gerekir.Sıcak havalarda fiziksel aktivite yapmanız gerekiyorsa, bol miktarda sıvı alın. Ancak dehidrasyona neden olabilecek alkol ve kafeinden kaçının.

Aşırı terlerseniz veya uzun süre güneş ışığında yoğun aktivite yaparsanız, vücudunuzun elektrolit (sodyum gibi) ve sıvı takviyesine ihtiyacı olacaktır . Kendinizi nemlendirmek için sık sık ara verin. Şapka ve açık renkli, hafif, bol giysiler giyin. Kullanılmadığı zaman arabaları kilitli tutun ve kilitli bir arabada asla bebekleri, çocukları veya evcil hayvanları gözetimsiz bırakmayın.

Dünya Aşılama Listesinde Türkiye İlk 10’da

Dünya Aşılama Listesinde Türkiye İlk 10’da yer aldı. Dünyada en fazla aşı uygulayan ülke Çin oldu. İkinci sırada ise Hindistan yer aldı.

Dünya nüfusunun %25,1’i en az bir doz COVID-19 aşısı almıştır. Dünya çapında 3.39 milyar doz aşı uygulandı ve şu anda her gün 31.46 milyon doz uygulanıyor.  Düşük gelirli ülkelerdeki insanların sadece %1’i en az bir doz aşı almıştır.

Dünya Koronavirüs aşı verilerinin derlendiği “Ourworldindata.org” sitesine göre, dünya genelinde 3 milyar 390 milyon doz  koronavirüs aşısı yapıldı. Bu sitenin verilerine göre; Çin, 1 milyar 370 milyon dozla en çok aşı yapılan ülke oldu.  Hindistan 372 milyon 196 bin ile ikinci sırada yer aldı.

Dünya Aşılama Listesi

Üçüncü sırada ise 332 milyon 970 bin ile ABD, daha sonra Brezilya 112 milyon 770 bin ile ABD’yi takip etti. Sonraki sıralama şu şekilde devam etti; 81 milyon 330 bin Almanya, 80 milyon 70 bin İngiltere, 59 milyon 120 bin Fransa, 57 milyon 350 bin  Japonya, 57 milyon 313 bin Türkiye, 55 milyon 900 bin İtalya, 50 milyon 640 bin Endonezya, 49 milyon 860 bin  Meksika, 46 milyon 630 bin Rusya, 46 milyon 610 bin  İspanya, 41 milyon 860 bin  Kanada, 31 milyon 26 bin Polonya, 24 milyon 50 bin  Arjantin, 23 milyon 700 bin Şili, 20 milyon 250 bin Güney Kore ve 20 milyon 200 bin Kolombiya.

Her 100 kişiye uygulanan doz sayısı sıralaması; 160,41 Birleşik Arap Emirlikleri ,Malta’da 158,58, Seyşeller’de 141,98, İzlanda’da 132,44, San Marino’da 131,59, Bahreyn’de 128,13, İsrail’de 126,90, Şili’de 123,96, Uruguay’da 122,86, Moğolistan’da 118,6, İngiltere’de 117,95, Katar’da 117,45, Kanada’da 110,91, Faroe Adaları’nda 109,67, Macaristan’da 105,13, Singapur’da 103,99, Belçika’da 102,14 ve Hollanda’da 100,33 oldu.

Bu pandemiyi sona erdirmek için dünyanın büyük bir bölümünün virüse karşı bağışıklık kazanması gerekiyor. Bunu başarmanın en güvenli yolu ise aşı olmak.